Ortadoğu’da Çin dönemi ya çalışırız, ya çatışırız

Ortadoğu’da Çin dönemi ya çalışırız, ya çatışırız

19:33 26 November in In Turkish, INTERVIEWS & NEWS, Yazılı Basında
20130126180709!Milliyet_logosuMİLLİYET | 26.11.2012 

SONGÜL HATISARU – HAFTANIN SÖYLEŞİSİ | Fotoğraf: HÜSEYİN ÖZDEMİR

 

Layout 1Dünyaca ünlü enerji uzmanı Mehmet Öğütçü ABD’nin enerjide yüzde 85 oranında kendi kendine yeter hale geldiğini, petrol ve doğalgaz talebi süratle yükselen Çin’in Ortadoğu, Körfez ve Afrika’ya yoğun şekilde yüklendiğini belirtiyor.

 

Öğütçü, “Çin, 2030’a kadar günde 13 milyon varil ithal etmek zorunda. Çin de  artık Ortadoğu ve Afrika’da daha etkin olmanın yollarını arıyor. Dolayısıyla, Türkiye hem Orta Asya’da hem Ortadoğu’da Çin’le ya birlikte çalışmak ya da çatışmak zorunda kalacak” diyor.

Mehmet Öğütçü dünyanın sayılı enerji uzmanlarından… Uluslararası Enerji Ajansı’nda baş yöneticilik yaptı. Diplomat olarak enerji diplomasisi icra etti. Dünyanın en büyük gaz ve petrol üreticilerinden birisi olan BG Group’un tepe yöneticilerindendi. Sonra kendi şirketini kurdu, İngiltere’de yaşıyor.
Global Resources Corporation, bölgesel butik yatırım şirketi olarak dünyanın dört bir tarafında doğal kaynaklar sektöründeki varlıkları inceliyor. Özel ve kurumsal yatırımcıların kaynaklarıyla bu varlıkların değerlendirilmesine, satın alınmasına odaklanıyor, müzakereleri yürütüyor. Bir taraftan Senegal’den Türkmenistan’a, Brezilya’ya, Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyayı tarayan, diğer taraftan önemli enerji şirketlerinin de yönetim kurulu üyeliğini üstlenen Mehmet Öğütçü’yle Kanyon’daki Konyalı restoranda buluşup enerji sektörünü konuştuk.

ABD Başkanı Barack Obama seçim sonrası ilk konuşmasında yerli petrol üretimine ağırlık vereceklerini söyledi. Bu durumda petrolün varil fiyatı şu ana göre ne kadar düşer?

ABD, geçen yıl itibariyle enerjide yüzde 85 oranında kendi kendine yeter hale geldi. Hedefi tamamen kendi kendine yetmek. Bunu gerçekleştirmesi için iki büyük gelişme oldu. Kaya gazı denilen, daha önce de bilinen ama bu kadar kütlevi üretimi yapılmayan yakıt süratle geliştirildi. Fiyatları müthiş aşağı çekti bu. Biz Rusya’dan, İran’dan, Azerbaycan’dan doğal gazı 8-15 dolar aralığında satın alırken şu anda ABD’deki fiyatı 3 dolara kadar düştü. Tabii ihracat izni verildiğinde bu fiyatlar uluslararası düzeyi yakalayacaktır. Kaya gazıyla işleyecek lokomotifler, trenler, uçak motorları geliştirmeye, kömürle işleyen elektrik santrallerini kaya gazına dönüştürecek teknolojiler üzerinde çalışıyorlar. İkincisi, ABD dünyanın bir numaralı petrol üreticisi olma yolunda. Hem yeni sahalarla hem de yeni teknolojilerle üretimini çok hızlı artırdı. Şu anda dünya petrol krallığının tahtında oturan Suudi Arabistan’ı da geçecekler.


Peki bunun yansımaları ne olur?

ABD’nin enerjide kendi kendine yeterli olması beraberinde ciddi jeopolitik yansımalar getirecek. Zaten Asya-Pasifik bölgesini ulusal menfaatler bakımından öncelikli bölge ilan ederek tedricen tüm gücünü oraya kaydırıyor. Ayrıca, bölgesel çatışmalara doğrudan taraf olmaktan kaçınıyor. Tam bu dönemde dünyanın yeni ekonomik süper gücü olma yolundaki Çin’in ve Hindistan’ın petrol ve doğalgaz talebi süratle yükseliyor ve tedarik için bu ülkelere Ortadoğu, Körfez ve Afrika’ya yoğun şekilde yükleniyorlar.
Çin bizim hesaplarımıza göre 2030’a kadar günde 13 milyon varil ithal etmek zorunda. Yani bugünkü Suudi üretiminden bile daha fazla. Ve bunun da çoğu Ortadoğu ve Afrika’dan gelecek. Dolayısıyla Çin de kendi siyasi ve askeri gücüyle artık Ortadoğu ve Afrika’da daha etkin olmanın yollarını arıyor. Dolayısıyla, Türkiye hem Orta Asya’da hem Ortadoğu’da Çin’le ya birlikte çalışmak ya da çatışmak zorunda kalacak. Çin’le ticaret hacmimizin 24 milyar dolara fırlaması, Çin egemen servet fonlarının büyük altyapı yatırımlarına girmesi, Çin’den Orta Asya üzerinden Türkiye’ye uzanan ve bizden de Rotterdam’a kadar gidecek olan modern ‘İpek Demir Yolu’nun inşası ilişkilerimizi kökten dönüştürecek ve çok büyük bir yeni ekonomik alan yaratacak Avrasya ve Ortadoğu’da. İşaretler çatışmadan ziyade işbirliğini işaret ediyor.

 Türkiye’nin enerji gereksinimi 5 yılda ne kadar artar?

Dünyada Çin’den sonra enerji talebi en hızlı artan ikinci ülkeyiz. Türkiye’nin “yumuşak karnı” enerji. Madem ki hedef 2023’te dünyadaki en büyük 10 ekonomi arasına girmek, o zaman bu hızla artan talebi karşılamak, sanayimizin uluslararası rekabet gücünü artırmak, çevreye de özen göstererek temiz enerji ekonomisine geçmek için enerji yaşamsal önemde. Enerji fakiriyiz, özellikle fosil yakıtlarda. Oysa elektriğimizin yüzde 50’ye yakını yüzde 98 ithalatına bağımlı olduğumuz doğalgazla üretiliyor. Hidro, kömür, güneş ve rüzgâr talep artışını karşılayacak boyutlarda değil. Nükleer enerji çabalarının devreye girmesi daha zaman istiyor.

 Peki, bu doğalgazı nereden alıyoruz?

Rusya en önemli tedarikçi. Azerbaycan Şah Denizi harekete geçirince öne çıkmaya başlayacak. İran ile ağır aksak bir ilişki sürüyor, bir miktar Türkmen gazı da onun üzerinden geliyor. BOTAŞ ve Ege Gaz LNG getirerek boru hattı gazına bağımlılığımızı azaltmaya çalışıyor. Kaya gazı için daha çok mesafe kat etmek lazım.  Irak’ın Kürdistan Özerk Yönetim Bölgesi’nden 10 milyar metreküpe varan gazı getirilmesi de yine Bağdat’la siyasi riskler göze alınabilirse mümkün.

 Irak’taki ortam enerji arzına ve fiyatlarına nasıl yansır?

Irak’ta merkezi hükümetle, özerk Kürt yönetimi arasında çok ciddi bir gerilim var. Enerji yönetişim ve yatırımındaki Erbil’in başarısı, tüm uluslararası petrol şirketlerini şartların daha az elverişli olduğu güney bölgelerinden kuzeye doğru yöneltiyor. Bağdat, anayasa gereğince ödemesi gereken petrol gelirlerinden yüzde 17 payı sürekli geciktiriyor. Erbil, bölgede çalışan yabancı şirketlerle üretim paylaşma anlaşmaları imzalıyor. Bağdat yönetimi ise bu konuda çok cimri davranıyor. Kürt yönetiminin nihai amacı, giderek artan üretimini eğer mümkün olursa Türkiye üzerinden bağımsız boru hatlarıyla hem Türkiye’ye hem de ötesinde başta Avrupa olmak üzere yüksek değerli uluslararası piyasalara göndermek.

 Ankara ne yapıyor bu durumda?

İlişkilerimizde Irak’ın tamamı çok önemli. Onun içindir ki Ankara uzun yıllardır mümkün olduğunca Bağdat’la, Erbil’i idare eden bir ince çizgide yürümeye çalıştı. Ama görüyoruz ki tam sonuç vermiyor bu politika, şimdilik. Türkiye bir seçim yapmaya zorlanıyor.

Petrol bitmez, sorun yerin altında değil üstünde

n Bir enerji uzmanı olarak petrol, doğalgaz gibi bilinen kaynakların ötesinde ‘B planlarınız’ var mı? Bilinen enerji kaynakları bugün bitse sizce dünyanın enerjisini ne karşılayabilir?
Ben petrolün, doğalgazın biteceğine inanmıyorum. Sadece bu kaynakları çıkartmanın maliyeti artacaktır. Bakın, Arktik bölgesinde bugünkü kaynakların toplam üçte biri kadar daha rezerv tespit edildi. Biz BG Group olarak Brezilya’nın Santos havzasında, Avustralya’da muazzam yeni rezervler geliştirmeye başlamıştık. Doğalgazda Amerika’daki kaya gazı oyunu değiştirdi. En az 100 yıllık ihtiyacı karşılayacak düzeyde olduğu hesaplanıyor. Türkmenistan daha uluslararası yatırıma açılmadı bile. Rusya, Sibirya’yı harekete geçirmek için satın alım anlaşmaları imzalamaya bakıyor. Mesele bunu çıkartacak yatırımı yapmak, piyasalara ulaştırmak.

Dünyanın enerjisini, finansını biliyor ama aklı hep ülkesinde

Mehmet Öğütçü’nün hayat hikâyesinde babasının demir doğrama atölyesinde çıraklıktan Anıtkabir’de çapa yapmaya, Turgut Özal’a danışmanlıktan İş Bankası teftiş kuruluna, Pekin, Brüksel ve Paris’te hariciyenin parlak diplomatlığından “zenginler kulübü” OECD’de baş yöneticiliğe, dünyanın en büyük doğalgaz firmalarından British Gas’in tepe yönetimine kadar pek çok kilometre taşı var.
Son 30 yıldır çalışmalarıyla Türkiye’nin gündemine “yeni ekonomik süper güç” Çin’i, “ekonomik ve ticari diplomasi”yi,  “enerji güvenliği”ni ilk kez sokan isimler arasında.
Yaklaşık bir yıl önce de Global Resources Corporation’ı kuran  ve yarım düzine şirketin yönetim kurulunda yer alan Öğütçü, dünyanın dört bir tarafında doğal kaynaklar konusundaki yatırım fırsatlarını değerlendirirken aklının bir köşesinde hep Türkiye var.

 

Tags: