Sunni Halifelik kurulmaya çalışılıyor sınırımızda…

Sunni Halifelik kurulmaya çalışılıyor sınırımızda…

09:44 12 July in In Turkish, INTERVIEWS & NEWS, Yazılı Basında

haberanaliz_12_haziranHaber Analiz | 12 Haziran 2014 07:4

Irak’in kuzeyinde son birkaç gündür yaşanan ve bölge dinamiklerini, risklerini, hatta haritasını değiştirme potansiyeli olan gelişmeleri Mehmet  Öğütçü ile konuştuk:

Ortadoğu’da, İngiltere ve Fransa tarafından gizlice imzalanmış ve bölge sınırlarını cetvelle çizmiş olan Sycos-Pykot anlaşması Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’nin son hamlesi ile bir kez daha yırtılmış oldu. Suriye ile Irak arasındaki uluslararası sınır, özellikle Sünni bölgelerini fiilen birleştirerek, anlamsız hale geldi IŞİD’in Musul’un başkenti olduğu Ninova vilayetinde kontrolü tamamen ele geçirmesi ile birlikte.

Daha sonra militanlar, petrol rafinerisinin olduğu Bajı’yı ardından, Saddam’ın doğduğu kent plan Tikrit’i ele geçirdiler. Giderek Bağdat’a yaklaşıyorlar. Halk korkudan varını yoğunu bırakıp kaçıyor.

İki ülkedeki sünni unsurların şerial barrage altında birleştirilerek Şii/Alevi ve Kürtler arasında bölgede etkili bir “sünni halifelik” yaratma çabasının ardında önemli bir Körfez gücünün olduğu anlaşılıyor. Çeçenistan, Almanya, İngiltere ve ABD’den savsçılar katılıyor sürekli saflarına. Irak ve Suriye ordusundan daha donanımlı, paralı ve eğitimli.

Suriye’de Halep ve çevresi, Irak’ta Fellüce ve Ramadı’de etkili bu gruptan böylesi bir gelişme bekleniyordu ama Irak ordusunun üniformalarını çıkartıp askeri üsleri terkedip kaçacağını, herşeyin bu kadar süratle ve kolay olacağını herhalde kimse düşünmemişti. Irak, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin hedeflenen Irak Şam İslam Devleti’nin içinde bulunuyor.

IŞİD sadece kaçan Irak ordusunun silahlarını, askeri üslerini değil aynı zamanda bankalardaki yaklaşık 400 milyon doları da ele geçirdi. Kontrolü altındaki bölgelerde bazı petrol sahaları, elektrik santralları da var.

Çok iyi eğitim aldığı ve gizlilik altında yaşadığı anlaşılan IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi herkesi şaşırttı. Geçen yıl Kasım ayında IŞİD’in lağvedilmesini isteyen, Nusra Cephesi’ni El Kaide’nin Suriye kolu olarak teyit edip bu örgüte meşruiyet kalkanı veren El Kaide lideri Ayman El Zevahiri ile açık bir şekilde anlaşmazlığa düşüp, rejime karşı savaşan grupların içinde en güçlü ve etkin silahlı örgüt olarak görülen Nusra Cephesi’nde bölünmeye yol açmıştı. Bağdadi, “Allah’ın hâkimiyetiyle Zevahiri’nin hâkimiyeti arasında seçim yapmam gerekiyor ve ben de Allah’ın hâkimiyetini seçiyorum” diyordu.

Olaylar karşısında Irak Başbakanı Nuri el Maliki, parlamentodan olağanüstü hâl ilan edilmesini istedi. Kendi ordusunu çekerken IŞİD’e karşı savaşmak isteyen sivillere silah dağıtma teklifinde bulunması bölgedeki insanları öfkelendirdi. Yüzbinlerce kişi IŞİD kontrolüne giren yerlerden kaçıyor.

Bu beklenmedik kriz şu anda Federal Irak’taki en güçlü, istikrarlı ve müreffeh bölge olan Kürt Özerk Yönetimi’nin istikrar ve güvenliğini de özellikle bu nüfus göçü nedeniyle tehdit edebilir. Halihazırda Kürtler ile IŞİD arasında çatışma ihtimali görünmüyor ufukta ama sınır güvenliği, ihtilaflı alanlar ve Kerkük’ün statüsü konularında er ya da geç aralarında gerginlik çıkacağını tahmin etmek güç değil.

Peki Irak, İran, Suriye ve Türkiye açısından ne gibi sonuçlar yaratabilir bu gelişme?

– 30 Nisan seçimleri sonrasında hükümeti kurma turlarını başlayan Maliki’nin işi çok zor. Önemli bir darbe yedi. Hem Irak halkı nezdinde hem de en önemli destekçisi Washington nezdinde. Irak’ta sürekli konuşulan bölünme süreci gelip geçici olmadığı izlenimi veren bu hamle ile birlikte hızlanacaktır. Sorumlusu da, sanıldığı gibi, Kürtler olmayacak. Kürt özerk yönetim bölgesi Bağdat’tan daha fazla kopacak; şimdi yaptığı gibi ekonomik bağımsızlığı için Türkiye üzerinden petrol ihracını devam ettirecek.

– İran, şayet IŞİD tehditi Bağdat ve Şii bölgelerini vurursa buna kayıtsız kalamaz. Hem Şam’daki müttefiki hem de Maliki için devreye girmek zorunda hissedebilir kendisini. Bu da tabii ki bölgedeki ateşi daha da körüklemekten başka bir sonuç vermez.

– Suriye, fiilen Sünni bölgelerini bu örgüte kaptırmış durumda. Doğu’daki petrol sahalarını da. Maliki ile Esad kendilerini aynı cephede ortak savaşırken bulabilirler.

– Türkiye’nin Musul’un ele geçirilmesine hemen tepki vermeyip “dur bekle” politikası izlemesi isabetli. Şu anda en önemli husus, can güvenliği için bölgedeki tüm Türklerin ivedilikle Kürt bölgesine geçirilmesi. Musul Konsolosluğu’nda 49 personel ve bazı aile fertlerinin, Musul’un Gayera ilçesinde de 31 Türk vatandaşı dahil Irak’ta rehin Türk vatandaşı sayısı 80. Vahşi yöntemleri yüzünden tepki çeken İŞİD’in Irak ve Suriye’de Şam ve Bağdat’a karşı belli bir planı yürürlüğe koymaya çalışırken Türkleri ve Kürtleri karşılarına alma istemeyeceği akla yatkın.

Ankara’nın arazide yaratılan ve kalıcı olma ihtimali yüksek bu fiili vahim durum karşısında, “bölgenin oyun kurucusu” iddiası nedeniyle kayıtsız kalmasını kimse beklemiyor. Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun kesin tutum belirlemeden önce demeç vermekten kaçınıp, önümüzdeki günlerde Washington, Riyad, Doha, Bağdat, Tahran, Moskova ile mekik ya da telefon diplomasisini hızlandırması, MİT kanalını da kullanarak El Bağdadi ile temas kurması, gelişmelerin seyrini etkileyecek şekilde inisiyatif alması kaçınılmaz görünüyor. Yoksa sınırlarımızda Afganistan ve Somali ile yaşamaya başlayacağız gibi görünüyor.

Kim Kimdir: Mehmet Öğütçü

Hükümet, diplomasi, uluslararası kuruluşlar, bankacılık ve enerji sektöründe 30 yılı aşkın başarılı bir kariyer çizgisine sahip olan Mehmet Öğütçü halen, merkezi Londra’da bulunan Global Resources Partnership’in Başkanlığı’nı yürütüyor. Bölgemizde etkin hükümet ve enerji şirket liderlerini biraraya getirdiği The Bosphorus Energy Club’in da başkanı. Aynı zamanda Genel Energy plc ve Yaşar Holding’in Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi, merkezi Brüksel’deki European Charter’ın özel elçisi, Daha önce OECD ve BG Group’da üst düzey yönetici, Dışişleri Bakanlğı’nda diplomat ve Başbakan Özal’ın danışmanı olarak da görev yaptı.